PKK’da büyük kriz!

TÜRK Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) yurtiçinde ve Irak’ın kuzeyine yönelik havadan ve karadan sınır ötesi harekatlarından bunalan terör örgütü PKK’nın özellikle Kandil bölgesinde kadın gruplar üzerinden hareketlilik ve etki yaratmaya çalıştığı bildirildi.

Devamını oku...

Kripto tesadüfler

Mustafa Albayrak'ın yazısı:

"Türkiye de hiç bir şey tesadüf değildir" diye bir söz vardır! Çok kullanılır. Dün Hürses Gazetesinde Fehmi Çalmuk' un yazdığı ve birçok internet sitesinin iktibas ettiği haber dikkatimi çekti ve yine aklıma bu söz geldi. Kamuoyunda “Süleymancılar diye bilinen Cemaatin Lideri Denizolgun ailesi, Mustafa Reşit Paşa'nın torunları çıktı!” şeklindeydi bu haber.

Öncelikle şunu ifade edelim ki kimsenin soyu sopu kimden nerden geldiği bizim asla mevzumuz olamaz... Bununla birlikte bilinmesi gereken şu da vardır, meşhur ailelerin ilişkileri soyları her zaman insanların dikkatini merakını çekmiştir. Hele de milyonlarca insanı peşinden sürükleyen ailelerin, insanların geçmişi merak uyandırır her devirde. Mustafa Reşit Paşa ya da namı diğer Koca Reşit Paşa ismi geçince bu eşhasın ( Denizolgun ) ailesinin soylarının böyle meşhur bir şahsın soyundan geldiğini hatırlamak bilmek ve yeni nesillere aktarmak da kötü bir şey olmasa gerek diye düşündüm...

Nihayetinde kimseyi neden şunun çocuğusun veya bunun soyundan geliyorsun diye suçlayacak veya meth edecek halimiz yok. Zira bahsi geçen ailenin soyunun dayandığı kişi sıradan biri değildir ve Osmanlı Türk tarihinin en tartışılan en çok bilinen vak'ası olan TANZİMAT FERMANI ya da Gülhane Hattı Hümaynunu'nun hazırlayıcı ve tatbik edicisi bir Osmanlı Devlet adamıdır! O Tanzimat Fermanı ki Türk milletinin kaderini ve istikametini değiştiren bir fermandır... Bunun hazırlayıcısı da, Padişah 2.Mahmut ve oğlu 1.Abdulmecid Sultanlara kabul ettirmeyi başarmış olan kişide Mustafa Reşit Paşadır... O yüzden bu kişiyi yani Koca Reşit Paşa'yı es geçemezdim. Onun hayatında saklı başka bir gerçek hikâye geldi aklıma.

Mustafa Reşit Paşa ilk bilinen MASON Osmanlı Devlet adamıdır. Masonluğa geçişi öncelikle 1834'de ki Paris sefirliği ve müteakiben de 1836'da ki Londra sefirliği esnasında olmuştur. Batılı fikir ve cereyanlardan muazzam etkilenen Reşit Paşa bu fikirlerini Hariciye Nazırı iken Sultan 2.Mahmut'a da arz etmiş daha da ötesi ikna etmiştir. 2.Mahmut'un vefatı üzerine 3 Kasım 1839'da sultan 2.Abdulmecid zamanında Osmanlı Tarihinin en mühim kırılma anlarından biri olan Gülhane Hattı Hümayunu yani Tanzimat Fermanı' nı ilan etmiştir Mustafa Reşit Paşa! Yalnız bundan önce Tanzimat Fermanı kadar mühim bir icraatı daha vardır ki Koca Reşit Paşanın bundan da bahsetmeden geçmemeliyiz. O da 1838'deki Baltalimanı antlaşmasıdır! Bu antlaşma, Osmanlı Devletini önemli bir gelir kaybına uğratan bir antlaşmadır. Tamamen İngiltere Lehine ve Devleti Aliye i Osmaniye'nin aleyhine tecelli etmiştir! Devletin birçok tekellerini kaldıran ve Hazinenin içini adeta boşaltan bir antlaşma olan Baltalimanı muahedenamesinden sonra Avusturya Başbakanı ''Osmanlı Devleti işte şimdi bitti'' demiştir!

Mustafa Reşit Paşa'nın ihanetleri sadece bu kadar da değildir. 2.Mahmut Devrin de Hariciye Nazırı olarak ki icraatlarından biri de Mısır da ki Kavalalı ailesi ile alakalı sorunların çözümüne Batılı Devletleri dâhil etmesidir! Yine Osmanlı Rus 1853 Kırım savaşının çıkmasında İngiltere'nin büyük tahrikleri vardı. Reşit Paşa işte bu tahriklerin adeta başrol oyuncusu gibiydi. Nihayet o savaş çıktı ve Türkiye İngiltere de ki Küresel Sermaye den ilk defa borç aldı. Daha sonra Duyunu Umumiye ve Cumhuriyet dönemi borçlanmaları olarak da devam eden bu borçlanmalar İMF ile yeni bir şekil almış ve 2013 yılı Mayıs ayında son taksidinin dönemin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından ödenene kadar devam etmiştir. Yani Mustafa Reşit Paşa'nın gerek Baltalimanı antlaşması gerekse Kırım da ki Osmanlı Rus Savaşının çıkması ve bu esna da ki paraya olan ihtiyacı ile Londra Küresel Yahudi Sermayesine borçlanması ancak ki 2013 yılında yaklaşık 160 sene sonra bitmiştir...

Böyle bir kötü ekonomik geleneğin de mucidi olmuştur Reşit Paşa maalesef! Yine onun döneminde İstanbul'da 40'a yakın Misyoner Okulu açılmıştır. İstanbul bir Papaz ve Rahibe misyonerleri yuvası olmuştur. Tabi ki birçok günümüzün Brunson'ları da o günler dolmuştur ülkemize. Nasıl FETÖ son yıllarda bir Türk - Rus savaşı çıkarmak için bir sürü provokasyona uçak düşürme, Karlov cinayeti gibi karıştırmıştır... Reşit Paşa da Sadarette iken İngiltere faydalansın diye İngilizlerin tahriki ile defalarca Türk - Rus savaşı çıkarmak için teşebbüslerde bulunmuştur. 1853 yılında da bunu başarmıştır! Osmanlı Devleti bir daha belini doğrultamamıştır bu savaştan sonra... Böyle bir adamdı işte Reşit Paşa.

Gelelim asıl anlatmak istediğim hikâyemize. Bu anlatacağımı Beyaz Türkler, Sabetaycılar ve onların mankurtlaştırdığı içimizde ki beyin özürlüler gayet iyi bilirler. Sunay Akın gibileri de bu hikâyeyi başka şekillerde masumlaştırarak anlatırlar!

Mustafa Reşit Paşa'nın Londra da Sefir olarak bulunduğu zannediyorum 1836 senesinde sefarette çalışan bir Polonya Yahudi'si hizmetli kadın vardı. Bu kadının 6 yaşında ki ufak oğlunun adı Ludwig Karl Friedrich Detroit'dır. Reşit Paşa bu çocuğu alır ve Osmanlı Devletin de Yahudilerin en fazla Mukim olduğu Selanik şehrinde yatılı okula verir. Sonra çocuk yetişir ve Harp Okuluna girer. Ama artık adı Karl Detroit değildir. Mehmet Ali adını alır. Subay çıkar ve Ordu da yükselir. Taa ki Paşa olana kadar. Bu esna da 1858'de Mustafa Reşit Paşa ölmüştür. Ama Mehmet Ali Paşa yani namı diğer Karl Friderich' in Osmanlı Ordusunda ki yükselişi devam etmektedir. Çeşitli savaşlara katılır ve muvaffakiyetler gösterir. Müşir(Mareşal)liğe kadar terfi eder.1877-78 Osmanlı Rus savaşında Garp Cephesi kumandanlarımızdandır. Çok kötü idare ettiği söylenir orduyu. 1877 Mart ayında Batı Hududumuz Tuna nehrinde iken sadece 13 ay sonra 1878 Nisan ayında Ruslar Nikola kumandasında İstanbul Yeşilköy'e kadar ( bugünkü GELİK Lokantasının olduğu yer ) gelmişler ve o zaman ki adı ile Ayastefanos antlaşmasını imzalatmışlardır. Abdülhamit Han'ın üstün deha ve siyaseti ile bu antlaşmanın yerine Berlin antlaşması ikame edilmiştir. Kaybettiğimiz Balkan topraklarının da 4/3ü geri alınmıştır. Ama Batı cephesinde ki bu mağlubiyetten Kripto Yahudi Müşir Mehmet Ali Paşa mesul tutulmuştur. Hatta iyi bilinir ki Berlin antlaşmasına 2.Delege olarak gittiğinde çocukluğunun geçtiği Prusya da doğduğu şehri gezmiştir. Çocukluğunda ki dininin ibadethanelerinde de dolaşmıştır. İşte bu Karl Frideric Detroit (Mehmet Ali Paşa) tüm bu davranışları ile bilhassa Balkanlarda Makedonya ve Arnavutluk da büyük tepki ve nefret toplamıştır...Yanya kumandanı iken yaptıkları da tıpkı Cemal Paşa'nın Suriye de Araplara yaptıklarından farksızdır… Neyse Balkanlarda kendisi linç edilir. Kafası kesilir ve Gübrelerin içine gömülür cenazesi. O kadar ki nefret toplamıştır. Osmanlının Garp Cephesini çökertmiş ve tarihinin en ağır mağlubiyetlerinden birine sebep olmuştur! İşte Mason Mustafa Reşit Paşa'nın alıp yetiştirdiği kripto Yahudi Müşir Mehmet Ali Paşa ( Karl Detroit Frideric) in Dağıstanlı olan eşinden 4 tane kızı olmuş ve soyu günümüze kadar da gelmiştir.

Şimdi sıkı durun! Bu 4 Kız çocuğunun da 1'er tane erkek evladı olmuştur...

KİM Mİ BUNLAR?

Bir kızından (zekiye) oğlu ALİ FUAT CEBESOY (ki babası İsmail fazıl paşa da Osmanlı subayı ve ilk BMM de vekildir. 2.kızından olan oğlu MEHMET ALİ AYBAR ( SOSYALİST PARTİ Genel Başkanı-kurucusu)bir kızından oğlu şair OKTAY RIFAT ve bir diğer kızından olan oğlu ise NAZIM HİKMET' dir. İşte dünkü Hürses gazetesinde Fehmi Çalmuk; Koca Reşit Paşa ( Mustafa Reşit Paşa ) Süleymancıların Lideri olan Denizolgun ailesinin dedesi deyince benim de aklıma bu vaka geldi. KAYNAK SORARSANIZ! Tabii ki… Ufak bir internet araştırması yapın Diyanet ansiklopedisinden Müşir Mehmet Ali Paşa maddesine bakın hemen görürsünüz. Tekrar hatırlıyorum ki BU TOPRAKLARDA HİÇ BİR ŞEY TESADÜF DEĞİLDİR. Geçmişimizde de çok FETÖ vardı... Hep oldular. O zamanlar İngilizler yetiştiriyordu şimdi ABD'liler! Vesselam...

Müzakerat

FEHMİ ÇALMUL NE YAZMIŞTI

Çalmuk'un yazısının ilgili kısmı şu şekilde:

"Geçen arşivde bir ölüm ilanı ilişti gözüme… 30 Ekim 1958'e ait bir ölüm ilanı 'Merhum Mustafa Reşit Paşa'nın torunu' diye başlıyor. 

denizongunailesi

Mustafa Reşit Paşa'yı hatırlayalım ilk önce: Eylül 1836'da Londra Büyükelçiliğine atandığında dünyayı yönlendiren İngiliz diplomasisinin farkında olan Mustafa Reşit Paşa, Kavalılı Mehmet Ali Paşa nedeniyle Mısır sorununun ancak İngiltere'nin aracılığı ile nihayete ereceğine inanıyordu. Bununla yetinmedi. İngiltere'nin reform isteklerini bir lahiya ile İstanbul'a yazdı. Askeri yenilikler, tarım ve ticaret reformları, fabrikaların açılmasına ilaveten vergi yöntemlerinin değiştirilmesini istedi. Fazla zaman geçmeden İstanbul'a döndüğünde 16 Ağustos 1838'de İngiltere ile bir ticaret anlaşması imzalanmasını sağladı. Bu anlaşmaya göre tekeller kaldırılıyor İngiltere'ye Osmanlı topraklarında geniş ticaret hakları tanınıyordu. Bu ilişkiler sayesinde İngiltere'den sözlü olarak Mısır'a karşı Osmanlı Devleti'ne yardım vaadini almayı başardı. Bir yıl daha Londra'ya elçi olarak atandı. 1839 yılında İstanbul'a geldiğinde Abdülmecid tahta yeni geçmişti. Elçi iken yapamadığını Sultan Abdülmecit'e anlattı ve Gülhane-i Hattı Hümayunu'nu ya da öteki adı ile Tanzimat Fermanı'nı ortaya çıkardı. 3 Kasım 1839 günü Gülhane Bahçesi'nde padişahın ağzından okunan yeni ferman bir bakıma Mısır'ı terk etmekti. Tazminat fermanı Cumhuriyet ilanını hazırlayan süreçtir.

İlana geri dönelim: 'Merhum Mustafa Reşit Paşa'nın torunu, Hacı Abdi Paşa ve Hacı Seyyide Halet Hanımefendi'nin kızı, Büyük Millet Meclisi ilk devresi İstanbul Mensubu Hacı Arif Bey'in gelini, Şurayı devlet azalarından emekli merhum Cevdet Bey'in eşi, Olgun iş şirketi müteahhitlerinden Kamil Denizolgun'un Ertuğrul Denizolgun'un, Çamlıca Briket Blok imlathanesi sahibi müteahhit Ahmet Ebdi Denizolgun'un kıymetli anneleri, kaptan Kadri Dengiz'in albası, Hakim Nizamettin Özdeniz'in kardeşi Yüksek mühendis Kutal Cengiz'in halası HACCÜLHAREMİN Seyyide Fatma Nesibe Denizolgun'un vefatının kırkıncı gününe tesadüf eden' günde Kur'anı Kerim kıraatı ve mevlidi şerif okunacağına ilişkin Milliyet gazetesi'nde yer alan ilandı. 

DENİZOLGUNLAR, OSMANLI'YI ZAYIFLATAN REŞİT PAŞA'NIN TORUNLARI

Denizolgun deyince aklıma merhum Arif Ahmet Denizolgun geldi. Necmettin Erbakan'ın birinci parti çıktığı 1995 seçimlerinde Refah Partisi'nden milletvekili seçilmiş, 28 Şubat döneminde istifa ederek bağımsız kalmış, 1999 seçimlerinde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in görevlendirilmesiyle Ulaştırma Bakanı olmuştu. Yaygın değimiyle Sülaymancılar, kendi değimiyle Süleymanlılar'ın lideriydi. 2016 yılında vefat edene kadar cemaatin başında kaldı.  

Arif Ahmet Denizolgun, Ak Parti'den milletvekili seçilen ve uzunca dönem milletvekili kalan Mehmet Beyazıt Denizolgun ve kendisinden sonra 24 Haziran seçimlerde Ak Parti'den İstanbul Milletvekili seçilen oğlu Fatih Süleyman Denizolgun'un Mustafa Reşit Paşa'nın torunu olduğu ortaya çıktı. 

Hemen belirteyim: Bu satırları suçlama, hakaret ve başta bir gaye için yazmıyorum. Tarihin bize yüklediği tarihi misyon içinde tarihe tanıklık için yazıyorum. 

SÜLEYMANCILARDAN İMAM HATİPLİLERE HAKARET

Yoksa merhum Necmettin Erbakan hocam da, Recep Tayyip Erdoğan'da Süleymancılar ile siyasi ilişkileri çok iyi olmadı. Erbakan hocamı 'münafıklıkla' suçlama şöyle dursun mensubu bulunduğum İmam Hatiplere 'İmam Hatap' (Odun İmamlar) diyecek kadar ileri giden, Diyanet İmamlarının arkasında halen 'Darül Harp'in imamları' diyerek namaz kılmayan Süleymancıların izine Moğolistan'da kurdukları Kur'an Kurslarıyla rastladım. Kamboçya'da Kur'an kursu faaliyeti yaptıklarını duyunca oldukça şaşırmıştım. 

DEDELERİ SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN

Başkan Erdoğan'ın annesi merhum Tenzile Erdoğan'ın ayak ucunda yattığı Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri ömrünü Kur'an hizmetine vermiş bir âlim. 1959 yılında vefat ettiğinde kızı Hatice Bedia; Galatasaray Lisesi mezunu olan 1965 yılında Millet Partisi'nden başlayarak Adalet Partisi'nden 1980 yılına kadar milletvekili olan Kemal Kaçar'ın eşi olmuştu. 

YENİ LİDER KURİŞ DE TORUN

Süleyman Hilmi Tunahan'ın diğer kızı Feriha Ferhan hanım ise müteahhit Hüseyin Kamil Denizolgun ile evlendi. Bu evlilikten Mehmet Beyazıt Denizolgun, Arif Ahmet Denizolgun ve Gülderen (Kuriş) isminde üç çocuğu oldu.

Kemal Kaçar'ın 2000 yılında vefat etmesiyle cemaat liderliğine Arif Ahmet Denizolgun geldi.

Bu görevi 16 yıl sürdüren Arif Ahmet Denizolgun'un 2016 yılında vefatıyla birlikte cemaat liderlerine Denizolgun kardeşler yerine Gülderen Kuriş'un oğlu Alihan Kuriş geldi. 

KURİŞ SOYİSMİNE DİKKAT!

Kuriş soyadı bize yabancı gelmedi. 28 Şubat döneminde Hizbullah'ın terör estirdiği domuz bağı ile onlarca kişiyi toplu mezarlara koyduğu bir dönemde katledilen aktivist Gonca Kuriş'in akrabası.

ALINTI

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

Kategoriler

Hakkımızda

Bizi Takip Edin