Cumhurbaşkanı Erdoğan: Merkel hangi yüzle bakacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Merkel hangi yüzle bakacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Alman parlamentosunun sözde soykırım kararı hakkında, “Türkiye gibi bir dostu kaybetme riskiyle karşı karşıyalar. Merkel elinden geleni yapacağını söylemişti. Keşke katılıp oyunu verseydi. Böyle bir karardan sonra bana hangi yüzle bakacak” dedi. 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Afrika gezisinin 3. durağı Somali'ye geçerken uçakta beraberindeki basın mensuplarına önemli açıklamalarda bulundu, soruları cevapladı.

Alman Parlamentosu 1915 olaylarına ilişkin malum tasarıyı onayladı... Sizin 'Sorunları azaltmak, dostları çoğaltmak lazım' biçiminde bir sözünüz var. Son gelişmenin ardından ardından nasıl mümkün olacak bu?

Önemli olan niyetin ve gayretin o yönde olmasıdır. Sizin niyetiniz ve gayretiniz bu olmakla birlikte, karşınızdaki dost olmamakta direniyorsa zaten yapılacak bir şey kalmaz. Ama biz, 'Niyet hayır, akıbet hayır' diyoruz.

Dolayısıyla bizler dostlarımızı çoğaltmanın gayreti içinde olacağız. Ama aksi şekilde davrananlar, önemli bir dostlarını kaybetmiş olurlar. Niye önemli bir dost diyorum? Çünkü bizim orada 3 milyonu aşkın insanımız var.

Bunların Alman ekonomisi içerisinde çok ciddi potansiyeli var. Tabii ki orada parlamento içinde yapılan tartışmaların, konuşmaların notları henüz bana ulaşmış değil. O notlar üzerinden bir değerlendirme yapacağız. Dışişleri Bakanlığımız, bugün o kararla ilgili gerekli açıklamayı da yaptı.

KIYMETİ HARBİYESİ YOK

Alman parlamentosunda alınan o kararın, esasen bir kıymeti harbiyesi yok. Bizim 1915 olaylarıyla ilgili yaklaşımımızın ne olduğu ortada. Birileri o tür bir karar aldı diye tarihimiz değişecek değil. Farkında olmadıkları konu şu: Türkiye gibi bir dostu kaybetme riskiyle karşı karşıyalar.

Dediğim gibi Türkiye'ye dönmemin ardından, Başbakanımızla, Dışişleri yetkililerimizle oturup konuşacağız, gerekli değerlendirmeleri yapacağız. Nitekim Almanya'daki Büyükelçimiz istişare için Türkiye'ye çağrıldı. Onun da görüşleri alınacak. Ne yapacağımıza, yapacağımız değerlendirmeler neticesinde karar vereceğiz.

Yahudi soykırımını yapan, Holokost'un faili olan Almanya, acaba deyim yerinde ise kendine ortak mı arıyor?

Holokost ile 1915 olayları arasında herhangi bir benzerlik yok. 1915 olayları ile AİHM'in aldığı karar da son derece açık. AİHM kararında, Ermeni anlatısının mutlak gerçek olmadığı ve özgürce tartışılabileceği, Ermeni anlatısını sorgulayan görüşlerin ifade özgürlüğünün mutlak koruması altında olduğu, 1915 olayları ile Holokost arasında benzerlik kurulamayacağı açıkça ifade ediliyor.

Bu tespitler hukuken de bağlayıcı. AİHM, bunları açık ve net olarak söylüyor.

KENDİLERİNE TALİMAT GELMİŞ

Türkiye'nin mülteci politikasına karşı bir adım olarak yorumlamak mümkün mü?

Geri Kabul Anlaşması, vize serbestisi gibi meseleler, AB'yle ilgili konular. Bizim bu konulardaki tavrımızın ne olduğu da belli. Bunu Dünya İnsani Zirvesi sırasında Şansölye Merkel'e de anlattım. Söz konusu iki konu eş zamanlı olarak yapılmak durumundadır.

Eş zamanlı olarak yapılmazsa, biz de gerekli adımı atmayabiliriz. Yani Geri Kabul Anlaşması'nın TBMM'den, Bakanlar Kurulu'ndan geçmiş olması bu işin artık bitmiş olduğu anlamına gelmez. O işin bizim Göç İdaresi'nden de ayrıca geçmiş olması.

Peki Türkiye, Alman parlamentosunda onaylanan karara karşı ne gibi adımlar atacak?

Alman parlamentosunun kararı hayra alamet bir adım değil. Dediğim gibi önce gereken değerlendirmeleri yapmamız lazım. Öfke ile kalkıp zararla oturmak bize yakışmaz.

Bu çerçevede Almanya'ya karşı ekonomik tedbirler gündeme gelebilir mi?

Bu tür şeyleri konuşmak için erken. Tekrar söylüyorum. Önce oturup olayı iyi değerlendirmemiz lazım. Ama enteresan olan bir şey var. Burada da bir üst akıl var. Niye mi? Düşünebiliyor musunuz, oylamada bir ret, bir de çekimser, bir de oylamaya katılmamış olanlar var.

Almanlar için bu kadar milli bir mesele mi bu? Geçen sene 1915 olaylarının yüzüncü yılıydı.

Böyle bir tasarı niye geçen sene oylanmadı da bu sene oylandı. Bunlar düşündürücü tabii! Üst akıldan kendilerine böyle bir talimat gelmiş olmalı ki böyle bir adım attılar. Şimdi merak ediyorum: Alman yöneticiler böyle bir karardan sonra benim şahsıma, Başbakanımıza hangi yüzle bakacaklar acaba?

ALMAN EKOLÜ OPERASYON PEŞİNDE

Şansölye Merkel'in oylamaya katılmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Birkaç gün önce yaptığımız telefon görüşmesinde, elinden geleni yapacağını söylemişti. Ben 40 yıldır siyasetin içindeyim. Grubun ikna edilememesini anlayamıyorum. Keşke katılıp oyunu verseydi.

AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, karanın günlük siyasi gelişmelerle ilgili olabileceğini söylüyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Mülteci konusu ile ilgili olabilir mi mesela?

Az önce verdim bunun cevabını. Mülteciler meselesi Avrupa Birliği ile alakalı. Türkiye olarak biz bu konuda, iyi niyetimizi ortaya koyduk. AB'ye verdiğimiz sözlerin arkasında durduk. Ama bunlar sözlerinin arkasında durmadılar: Ne söz verdikleri maddi katkıyı ödeme noktasında, ne de diğerler konularda!

Türkiye-Almanya ilişkilerinin bu noktaya gelmesi, Türkiye-AB müzakerelerini olumsuz etkiler mi?
Almanya'yla olan hadiseye, Almanya'yla alakalı bir mesele olarak bakmak lazım. Bunu bir Türkiye-AB olayı gibi görmek doğru olmaz. AB olayını ayrı değerlendirmek lazım.

Alman parlamentosunda alınan karar, aslında Almanya'ya yönelik bir operasyon gibi de görülebilir mi? Zira bununla Türkiye ile ilişkiler sabote ediliyor. Bunun bölgesel hesaplarla bağlantısı, bir tür provokasyon olması mümkün mü?

Almanya'daki bazı kesimlerin son zamanlarda Türkiye konusundaki tavırlarının pek kabule şayan olmadığını daha önce ifade etmiştim. 'Alman ekolü' diye bir ifade kullanmıştım. Bu ekol şu anda Türkiye üzerinde bazı operasyonların içinde, peşinde. Bu konuda Alman medyası da bir hayli aktif. Türkiye'de bağlantıları da var tabii. Tüm bu hususları da iyi incelemek lazım.

BAZI GELİŞMELER SÜRECİ UZATTI

Netenyahu, “Anlaşmaya çok yakınız. Önümüzdeki hafta bir Avrupa ülkesinde görüşmeler olacak" dedi.

İsrail ile görüşmeler uzun zamandır devam ediyor. Ben mayıs ayının sonuna doğru görüşmeler neticeye bağlanır diye düşünüyordum. Fakat bazı gelişmeler sebebiyle bir sarkma oldu. Şu anda ilgili arkadaşlar bu işin takibini sürdürüyor.

Bizim bu konudaki şartlarımızın ne olduğunu biliyorsunuz. Özür, tazminat, Gazze'ye ambargonun kaldırılması. Özür ve tazminatın ardından, ambargonun nasıl kaldırılacağının netleşmesini bekliyoruz.

Malum Gazze'de bir enerji sorunu var. Aynı şekilde su sorunu var. Hastaneler, okullar, bunlarla ilgili inşaat malzemeleri gibi meseleler de var. Mutabakat sağlandığında görüşmeler neticelenmiş olacak.

Bütün bunlar üzerinde çalışlıyor. Tabi yeni hükümetin bu hususlarda nasıl davranacağı da önemli? Liberman'ın Savunma Bakanlığı'na gelmesi bu durumu nasıl etkiler? Netenyahu, hükümeti kurarken Liberman ile bu konuları da görüştü mü? Şimdi yapılacak olan görüşmelerde, zannediyorum bu konular da ele alınacaktır.

Bu görüşme nerede yapılacak?

Müsaade edin de o görüşmenin yapılacağı yeri söylemeyelim.

Mesele içini nasıl dolduracağınız

Yeni hükümetle birlikte, başkanlık sistemi daha hararetle gündeme girecek gibi görünüyor. Başkanlık sistemi mi partili cumhurbaşkanlığı mı? Hangisi daha olası?
Parlamentonun yol haritasında bazı öncelikleri var. Zannediyorum ilk fırsatta bu İç Tüzüğü değiştirecekler.

Derinliği olan çok maddeli bir çalışma, ancak sağlıklı bir İç Tüzükle mümkün olabilir. Başkanlık sistemi, partili cumhurbaşkanlığı aslında çok çok farklı şeyler de değil. Aslında ben, partili cumhurbaşkanlığı meselesini, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde de dillendirmiştim.

Ama, bunu anlamak istemeyenler, hadiseye farklı yaklaştılar.

Bu konuda nihai hedefiniz...

Çok da fark etmiyor. Bu konu öyle çok çok siyah beyaz değil. O kadar birbirinden kopuk değil. Bütün mesele partili cumhurbaşkanlığının içini neyle nasıl dolduracağınız. Önemli olan bu. Önemli olan bunun içini adil bir şekilde, demokratik hukuk devleti kuralları çerçevesinde doldurabilmek. Bu yapıldığı zaman mesele bitmiştir.

Yeni hükümette, ekonomi yönetiminde yetkiler parçalandı. Burada iki başlılık sancısı çıkmaz mı?

Çıkmaz. Hatırlarsanız, ben Başbakan olduğumda bütün yetkiler Ali Bey'de (Babacan) değildi. İkinci dönemde ben Ali Bey'de toplamıştım o yetkileri. Dolayısıyla bugünkü durumun, iki başlılığa neden olması mümkün değil. Sonunda bunların başı Başbakan'dır. Kendi başlarına adım atmaları mümkün değil. Üçlü kararname ise sonunda bize de gelir.

RUSYA'DAN POZİTİF ADIMLAR BEKLİYORUZ

Türkiye-Rusya ilişkileriyle ilgili olarak gerek Putin'in gerek sizin pozitif açıklamaları oldu. Ama diğer Rus yetkililer, farklı şeylerden de söz ediyorlar...
Ben Putin'in açıklamalarına itibar edilmesi gerektiği kanaatindeyim.

Putin ve sizin açıklamalarınızı ilişkilerin geleceği açısından iyimserlikle değerlendirebilir miyiz?

Negatif yaklaşımlar sergilemenin, buna fırsat verecek açıklamalar yapmanın doğru olmadığını düşünüyorum. İyi siyaset, Rusya ile Türkiye gibi iki büyük ülke arasındaki ilişkilerin önünü tıkamayı değil, önünü açmayı esas almalıdır.

Dolayısıyla olmayacak taleplerden söz etmek doğru değil. Neler yaşandığını herkes biliyor. Hava sahamıza yönelik ihlaller daha önce zaten konuştuğumuz bir meseleydi. Olay, aidiyeti belli olmayan uçakların hava sahamızı ihlal etmeleri, uyarılara da cevap vermemeleri neticesinde yaşandı. Angajman kuralları neticesinde hava sahamızda vurulan uçak Suriye'ye düştü. Kurtulan pilot ise Suriye'deki muhalif unsurlar tarafından öldürüldü.

Türkiye o pilotun naaşını alabilmek için de yoğun çaba harcadı. Bir Ortodoks papaz ile dini vecibelerin yerine getirilmesi dahil, pilotun naaşı konusunda azami hassasiyet sergilendi. Hatta Rusya'ya naaşı uçaklarımızla göndermeyi teklif ettik, kendi uçaklarıyla götürmek istediler.

Biz Türkiye-Rusya ilişkilerinin böyle bir hadiseye kurban edilmemesi gerektiği kanaatindeyiz.

 

yukarı çık

Kategoriler

Hakkımızda

Bizi Takip Edin