Uyarı
  • JUser: :_load: Unable to load user with ID: 899

Erdoğan'ı anlamak..

  • yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
  • Kategori Funda Fırat
  • Okunma 3880 defa
  • Yazdır
  • Eposta

Erdoğan ismi Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihi için önemli bir dönüm noktasını ifade etmektedir. Düşünceleri, icraatları ve hepsinden önemlisi olarak da yanlış olanın karşısında cesur duruşuyla yeni bir siyasi dönemin başlangıcını üstlenmiştir. Özellikle mağduru olduğu “eksik demokrasiyi” yine demokrasinin gerekleri üzerinden “tam demokrasiye” dönüştürme çabaları onu diğer siyasetçilerden ayıran başat özelliklerindendir.

 

Erdoğan, Türk Siyasi Tarihi incelendiğinde pratik yönü ağır basan bir siyasetçidir. Özellikle cesur kararları ve devrim niteliğinde demokratik kararları ile bunu ortaya koymaktadır. Fakat burada ciddi bir tespiti yapmak yerinde olacaktır. Erdoğan hiçbir pratik uygulamasını derin bir tecrübe ve teori süzgecinden geçirmeden yerine getirmemektedir. Bu durum kendisi iyi takip edildiğinde ortalama 4-6 yıl önce bahsettiği teorik söylemleri zaman ilerledikçe, demokrasi çemberi genişledikçe ve özellikle de toplumsal mutabakat bir zemin haline geldikçe daha net anlaşılmaktadır.

Şüphesiz ki Erdoğan ülkemizde demokrasi adına çok ciddi icraatları gerçekleştirdi. Adeta devrim niteliğinde ki uygulamaları bir zamanlar ülkemizin değişmez diye anılan usul ve kurumlarına yönelik devlet-millet kaynaşmasını da beraberinde getirdi. Devletin vatandaşına güvendiği, milletin de devletine güvendiği yeni bir Türkiye modeli ortaya koyarak dünya çapında hem kendi liderlik saygınlığını hem de ülkemizin prestijini artırmıştır.

Türk siyasi tarihinin derin kavramlarını yeniden yorumlayan ve başlattığı yürüyüşün derinliğini de hazırlayan Erdoğan aynı zamanda da bir felsefeyi ortaya koymaktadır. Bu felsefede; ”hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağı” anlayışı iyiden iyiye kendini hissettirmektedir. Hiç bir şey eskisi gibi olmayacaksa o zaman yenilikçi bir bakış açısıyla hareket etmek gerekir. Böylece Erdoğan yakın siyasi tarihimizde başarısız liderleri ve uygulamaları devletin ve milletin gündelik hayatından çıkarmanın yollarını aramıştır.

Özellikle böyle bir yenilik hareketi içinde kendisine sürekli eleştiride bulunanlara, “eleştirenlere sesleniyorum: biz sizin bildiklerinizi unutarak geldik” cevabını verme cesaretiyle bugünlerin mesajlarını net biçimde vermekteydi.

Bir diğer sözü  “devlet ile milletin büyük ahengi sağlanmadıkça demokrasi yerleşmez” ifadesidir. Sanki o günlerden bugünlere göndermelerde bulunmaktadır.

Eskiyi siyasi arenadan tasfiye ederken bunun da en belirgin mesajını yine  bir konuşmasında siyaseti tanımlarken söylemiştir: “bugüne kadar siyaset toplumun zaafları üzerinden yapılmıştır”. Aslında bu tanımlama son elli yıllık siyasi tarihimizin neredeyse “milli siyaset tarzı” haline gelmiş bir tespittir. İşte Erdoğan bu anlayışı devletin ve milletin önünden kaldırarak eskiyi tasfiye ederken yerine koyacaklarını da apaçık belirtmekteydi. Bu bakımdan “AK Parti geçmişin dar siyasi labirentlerinde kalmış olanların ve küçücük zihinlerde yolunu kaybetmiş olanların değil büyük meydanlarda konuşma vizyonuna sahip olanların ve okyanusları hedefleyenlerin partisidir” sözü AK PARTİ ile birlikte Ak Parti’ye gönül verenlerin eski-yeni arasındaki tercihlerinin de sebebini ifade etmekteydi.
 

Erdoğan’ı anlamak Yakın Türk Siyasi Tarihini çok iyi anlamaktan geçer.

Son DüzenlenmeCumartesi, 25 Haziran 2016 04:30
yukarı çık

Kategoriler

Hakkımızda

Bizi Takip Edin